Skip to main content

Adalet, Özgürlük ve Güvenlik Konusunda önerilen Çözümler

By Katılımcı Demokrasi ve Sivil Toplum Diyaloğu

 Genel Sonuç : Avrupa Günü’nün World Café bölümünde Öğrencilerin Vurguladıkları Öneriler.

STK’ların Türkiye AB arasındaki ilişkisinde rolünü tartışırken öğrencilerden gelen çözümler:

  • Bütün STK’lar baskı grubu oluşturmalılar.
  • STK’ların bağımsızlığı için bir güvence (yargı&yasa) sağlanmalı.
  • STK’ların topluma daha fazla hizmet vermesi için devletten destek alması (FON)
  • Okularda STK bilincinin oluşturulması için STK rapor ve aktivistlerinin ( adalet-güvenlik- özgürlük alanında) tanıtılması ve genç bireylerde STK gücünün oluşması. Bireylerin, STK’ların devlet üzerinde yapabileceği baskı kuvvetine inanmalarıyla sivil toplum daha gelişecektir.
  • STK’ların özellikle barış süreci ile ilgili daha iyi medyatize edilmesi ve toplumdaki görünüş ve algının geliştirilmesi.
  • STK’ların lobi oluşturması (toplumsal farkındalığı arttırma) STK’ların üniversite ve lise bazında biçimlendirmek için.
  • Sosyal medya çalışmalarının yapılması
  • Bilgiye erişebilirliği arttırmak.
  • Uluslararası STK’lar ile işbirliği sağlayıp destek almak.
  • Uluslararası STK’lardan mentörlük alınabilir.
  • Uluslararası STK’ların Türkiye’de bir ayağı olmasını sağlamak
  • STK’lar ülkede seçim ve referandumları denetlemeli ve şeffaflığı sağlamalıdır.
  • STK’lar (ulusal ve uluslararsı) medya ve basın, ifade özgürlüğü konularında raporlar hazırlaöalı, Türkiye’de bu raporlar ışığında gerekenleri yapmalı.
  • Halk ile STK’lar arasındaki örgütlenle güçlendirilmeli
  • STK’lar ideolojik değil, kapsayıcı hareket ederek bağlantı kurmalı
  • 23 . ve 24. fasıllar kesinlikle açılmalı ve halk bu konuda bilgilendirilmeli.

Gümrük Birliği ve AB ile Ekonomik İlişkiler Konusunda Önerilenler

By Gümrük Birliği ve AB ile İlişkiler

                                            Genel Sonuç : Avrupa Günü’nün World Café bölümünde Öğrencilerin Vurguladıkları Öneriler

Gümrük Birliği’nin tüm getirilerinin yanısıra AB tarafından imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmaları, AB-Türkiye arasındaki ticaret ilişkilerinde Türkiye aleyhine adil olmayan rekabet  koşullar oluşturmaktadır.Türkiye Serbest  Ticaret Anlaşması yapılan ülkelerin mallarını AB üzerinden gümrüksüz alırken,bu ülkelere gümrüklü olarak mal satar.Bu adil olmayan ticaret koşullarının sürdürülmesi AB ‘nin kendi değerleriyle de uyuşmamaktadır.Bu nedenle bu anlaşmanın reforme edilmesi ve günümüz koşullarına uyarlanması gerekir.

AB’nin  Serbest Ticaret Anlaşmalarını  üyelik süreci veya ekonomik entegrasyon içindeki ülkelere de açık olarak imzalaması bir çözüm olabilir. Bir diğer çözüm önerisi ise Gümrük Birliği Anlaşması’nın reforme edilmesiyle Türkiye’yi yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’nın otomatikman taraflarından biri olmasını sağlayan bir düzenlemenin yapılmasıdır.Böylece Türkiye Anlaşmanın bir paydaşı olarak yasal bir statüye ulaşabilir.

Gümrük Birliği’nin  tarım, hizmet sektörü ve kamu alımları kapsamında  genişletilmesi  belli sektörlerde önemli  katkı sağlayabilir ve ticaret hacmini geliştirilmesi adına olumlu bir adımdır.Ancak Türkiye,bu dönüşümün kendi üreticisine getirebileceği dengesiz rekabet koşullarını önlemek için etkili bir destek ve koruma politikası geliştirmelidir.Daha uyumlu ve sorunsuz bir ekonomik ilişki koşullarının oluşması adına  dış ticarete ilişkin konularda karar alma mekanizmalarında  Türkiye’ye de yer verilmesi bu süreçleri destekler. Türkiye bunlara ek olarak  dış ticaretini  geliştirmek için yeni ilişkiler geliştirerek yeni pazarlar bulmalıdır.

MADDELER:

1)AB’nin ilk amacının ekonomik,  free circulation olduğunu unutmamak gerekir.

2)Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve genişletilmesi, ülke içi ve dışı diğer kurumların gelişimine ve globalleşmesine yardımcı olur.

3)Önce,Türkiye dışa bağımlı olmamak için kendi iç ticaret sıkıntılarını, tarıma  verilen incentiveleri (özendirici) halletmeli.

4)En temel olanak yeni bir tarım reformu, çiftçiye verilen fırsatların ve kotaların yeniden değerlendirilmesi gerek.

5)Tarımsal ürünlerinde ihracatının genişletilmesi.

6)Bu genişlemenin sadece Gümrük Birliği ile değil, Avrupa Birliği  dışı bölgeler  ile de ekonomik ilişkilerin sürdürülmesi.

7)Türkiye’nin üretim kapasitesinin yüksek olduğu alanlarda anlaşmanın genişlemesi.

8)İç piyasada tarım ve sanayide üretimin teşfik edilmesi.

10)Türkiye’nin tarım ve hizmet sektöründe rekabetçi piyasasının AB’ye açılması iki taraf içinde karlı olacaktır.Ayrıca bu şekilde AB ile tarım politikaları uyumlaştırılacak ve AB pazarında rekabet gücü artacaktır.

11)Paralel bir Serbest Ticaret Anlaşması yapılmasının,prosedürlerin  daha hızlı gitmesinin faydası olacaktır.Öyle bir madde gerekli ki, 3. Ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalanırken AB tarafından, Gümrük Birliği ülkelerinin  de bu anlaşmanın (istek dahilinde ) bir parçası olduğunu belirtmeli.

9)AB’nin STA imzaladığı 3. ülkelerle Türkiye Anlaşma yapmadığı takdirde bu ülkenin malları Türkiye’ye gümrüksüz girebilmektedir. Bu durumu önlemek için Türkiye bu ülkelerle  STA imzalamalı, ayrıca AB’nin bu ülkelere yaptığı STA müzakerelerine de katılması sağlanmalıdır

12)Anlaşmanın kapsamı genişletilmeli,bu kapsama Türkiye gelirinin %70 ini oluşturan hizmet ve tarım sektörü dahil. Aynı zamanda kamu ihaleleri de rekabet edilebilir  hale getirilip bu kapsam genişletilmeli.

13)Genişletilmeye ek olarak ticaret anlaşmalarının da dahil edilmesi

14)Hizmet sektörünün ticaretinde vergi, rekabet koşulları gibi konularda hukuki bir zemin oluşturulması.Hizmetin gümrüksüz dolaşabilmesi, hizmetin kontrol altına alınması ve böylece neo-liberal ekonominin sosyal eşitsizlik yaratmasını engellemek.

15)Gümrük Birliği reform edilmeli.Çünkü Türkiye’ye AB ile anlaşmalı olan ülkelerin malları gümrüksüz girebiliyorsa;Türkiye’ninkiler de Meksika veya Kanada pazarına gümrüksüz girip rekabet edilebilmeli.

16)Modernize edilmeli, eksikler var çünkü.Gümrük Birliği’nin asimetrik yapısı,Türkiye için ekonomik anlamda sürdürülemez.Anlaşmanın hal,mekanizmasının kurulması ve vize sorununun çözülmesi gerekiyor.Yetki,değerlendirme raporunda Komisyon, AB  pazarı ve Türkiye için ölçümünü yaptı.

17)Etki analizinin ,Gümrük Birliği’nin reforma girmesi durumunda, daha iyi yapılması ve açıklanması gerekir.Getiriler ve götürülerin çok daha detaylı tartışılması gerekiyor.

18)Gümrük Birliği anlaşmasının günümüz koşullarına göre düzeltmeler ve regülasyona tabi tutulması.

19)Türkiye’de yapılan tarım ve sanayi reformları,yatırım ve kalkındırmalar devam ederken, dış ticaret hacmini büyütecek adımlar atılmalı.

20)Ekonomik ilişkilerimiz Avrupa’yla  yoğun olduğu için Gümrük Birliğine Adil yarış koşulları getirerek genişletilmeli.

Yargı ve Temel Haklar Konusunda Ortaya Çıkan Öneriler

By Fasıl 23 Yargı Reformu ve Temel Haklar

Çıkan öneriler  üç başlıkta toplanmıştır

1. 15 Temmuz sonrası gelişmeler ve OHAL ile ilgili önerilere bakıldığında en çok altı çizilen önerinin OHAL’in bir an önce kaldırılması ve uygulandığı sürece de hukuk devletine uygun icra edilmesi olmuştur. Katılımcılar, OHAL’in keyfi bir düzen olmadığını ve bunun da Türkiye’nin tarafı olduğu insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeler başta olmak üzere, anayasa ve yasalara uygun bir biçimde yürütülmesi  gerektiği belirtilmiştir. Bununla beraber kapsamı OHAL’in gerektirdiği meseleleri aşan KHK’ların iptal edilmesi ve bunlarla ilgili evrensel insan hak ve özgürlüklerine uygun düzenlemeler yapılması da öneriler arasında yer almıştır.

2. Terörle mücadele konusunda öne çıkan öneri, Türkiye’nin terör tanımını ve terörle mücadelenin kapsamının sınırlarını dar ve net bir bakış açısıyla çizmesi gerektiğidir. Göç konusunda olduğu gibi, terör konusunda da Türkiye’nin Avrupa’yla ortak bir düzlemde buluşabilmesi ve mümkün mertebe geniş bir konsensüs elde edilebilmesi için çalışmalar yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu amaçla işbirliğini öne çıkaran bir dilin hakim olmasının önemi üzerinde durulmuştur. İç politikada da Türkiye’nin terörle mücadelede şiddete başvurmamış kişileri serbest bırakılmasının ve terör mağdurlarının ailelerinin desteklenmesinin gerektiği belirtildi.

3. Masalarda tartışılan ve önerilerin yoğunlaştığı son konunun ise temel hak ve özgürlükler ve hukuk devleti olmuştur. Bu noktada katılımcılar özellikle Hakimler Savcılar Kurulu ve Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yargı organlarının bağımsız ve tarafsızlığının fiiliyatta sağlanması gerektiğini ve bunun için anayasal düzenlemelerin gözden geçirilmesinin gerekliliği üzerinde durulmuştur. AGİT gibi uluslararası kuruluşların  raporlarının dikkate alınması gerektiği ve bu durumda Avrupa’ya karşı sıkça dile getirilen ve Türkiye’nin hak ve özgürlükler konusunda hiç bir sorunu olmadığını iddia eden argümanların daha gerçekçi olacağının altı çizildi. Bununla beraber AİHS sözleşmesinin ek protokollerine taraf olunması, seçim barajının indirilmesi, basın ve akademik özgürlüklerin garanti altına alınması gibi güven arttırıcı adımların atılması istenmiştir.

AB Gününde Göç Meselesinin İncelenmesi

By Göç ve Mülteciler

 Genel Sonuç : Avrupa Günü’nün World Café bölümünde öğrencilerin göç konusundaki Önerileri

Göç ile ilgili olarak tartışılan ilk konu Avrupa Birliği’nden gelecek olan fonların kullanımı ile ilgiliydi. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, gelecek fonları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, AFAD’a aktarılmasını istemesi ile ilgili olarak iki görüş öne çıktı: AFAD’ın fon kullanımında şeffaflığın nasıl sağlanacağı ve halihazırda göç ile ilgili gerekli yeni politikaların artık afet ya da acil durum olarak anlaşılmaması gerektiği. Ayrıca bu fonların tüm sığınmacılara ulaşılabilir hale getirilmesi gerektiği de görüşler arasındaydı. Katılımcılar, denetimli bir sivil toplum aracılığıyla, bu fonların etkin kullanılması için neler yapılması gerektiğini tartıştılar. Özellikle 18 yaş altındakilerin entegrasyonunu sağlamak adına eğitime ve genel olarak sağlık ve sosyal güvenliğe fon ayrılması gerektiği konusunda hemfikir olundu. Buna göre:

  • Fonların tek bir elde toplanmaması;
  • Denetim konusunda Avrupa Birliği ve Türkiye’den, kamu ve sivil toplumun birlikte oluşturduğu kontrollü bir denge-fren sisteminin geliştirilmesi;
  • Gelen hibenin barınma, eğitim, istihdam, sağlık, vb. alanlara ayrılması; çalışma konularının belirlenerek bütçelenmesi; dağılımın raporlanması ve değerlendirilmesi;
  • Denetimlerin bağımsız bir komisyon tarafından denetlenip yönetilmesi;
  • Öncelikli alanların çocukları kapsaması;
  • Eğitim alanında dil eğitimi, mesleki oryantasyon, kadınlara yönelik eğitimler (girişimciliğe teşvik) ve çocuklar için okul öncesi temel eğitim ve ilkokul eğitimi konularında geniş ölçekli bir politika oluşturulması ve uygulanması;
  • Geçici koruma altında kayıtlı Suriyelilerin yarısını 18 yaş altı bireyler oluşturduğu bilgisine dayanarak, bu kişilerin topluma kazandırılmaları için eğitimde gerekli adımların atılması; özellikle lise çağındaki çocuklar için müfredata Arapça dil eğitimi eklenmesi;
  • Annelerin çocukların eğitimindeki önemli rolü göz önüne alınarak, kadınlara mikro krediler verilmesi;
  • Göçmenlerin özellikle Anadolu’nun kalkınmasındaki rolünü artırmak adına, bölgesel olarak rekabetin az olduğu yerlerde iş kolları kurulması;
  • Göçmenlerin iş piyasasında iş kollarına göre ayrıştırılması;
  • Eğitimli göçmenlerin (özellikle entegrasyonda yaygın etkisi olacak olan doktor, öğretmen, vb.) denklikleri konusunda süreçlerin iyileştirilmesi;
  • İstihdam konusunda çalışma izni alımının kolaylaştırılması; kadınlar için İSMEK benzeri pozitif ayrımcılık içerecek kursların oluşturulması;
  • Eğitim sistemine adaptasyon, mesleki eğitim ve Türkiye toplumundaki Suriyeliler hakkında yaygın dezenformasyona karşı iki yönlü ve kapsamlı bir entegrasyon politikası oluşturulması;
  • Göç konusunda deneyimli ülkelerden iyi örnekler alınması ve entegrasyon politikasının aşamalarını belirlemede bu fikirlerden faydalanılması;
  • Sadece Suriyelileri değil, iç göç, dış göç ve diğer ülkelerden gelecekte gelme olasılığı olan sığınmacıları da kapsayan sürdürülebilir bir göç politikası tartışmasının başlatılması.

 

Estonya’nın AB Konsey Başkanlığı ile ilgili toplantı

By Etkinlikler

On 13 July 2017 the European Movement International will hold its next private briefing, to introduce the priorities of the Estonian presidency of the Council of the EU.

Ambassador Kaja Tael, Permanent Representative of the Republic of Estonia to the EU, will outline the 6-month programme of the Estonian government for the term of its presidency and will engage in a discussion with the participants.

Ambassador Kaja Tael has been the Permanent Representative of the Republic of Estonia to the EU since August 2016. She was previously the Estonian Ambassador to the Federal Republic of Germany and has served as Foreign Policy Advisor to the then President of Estonia.

From July to December 2017, Estonia will hold the presidency of the Council for the first time. The country is part of the presidency trio with Bulgaria and Austria.

EVENT AGENDA

10.30 – 11.00: Check-in

11.00 – 11.20: Briefing with Ambassador Kaja Tael, Permanent Representative of the Republic of Estonia to the EU

11.20 – 12.00: Open discussion with all stakeholders present

Please note that this is a closed event reserved for high-level stakeholders. Therefore, the number of places are limited. If you wish to attend, please email Vanessa Cotterell.

Find information on previous European Movement briefings here.

Challenges to the Rule Of Law in Europe

By Etkinlikler
When: Wednesday 12 July 2017, 18.00 – 19.45 (Accreditation here from 17.30)
Where: European Parliament, Brussels, Room A3G2
Register here by 5 July 2017.
We are pleased to invite you to the European Movement’s discussion addressing current challenges to the rule of law in EU Member States and exploring ways forward in Europe.

Speakers include Urmas Reinsalu, Estonian Minister of Justice, Kai Härmand, Deputy Secretary-General of the Ministry of Justice of Estonia, Jo Leinen MEP, President of the European Movement International, György Schöpflin MEP, Rapporteur of the AFCO opinion on the EP legislative initiative report recommending an EU mechanism on democracy, the rule of law and fundamental rights, and Philippe Dam, Human Rights Watch’s advocacy director for Europe and Central Asia.

While there is a need for a mechanism to successfully monitor and secure the EU’s founding principles and values, this event will address the current challenges and also try to define the role of the European institutions, governments and civil society in ensuring the functioning and monitoring of the rule of law across Europe.

Please note that if you need an accreditation for the European Parliament, please register for the event by Wednesday 5 July 2017.
Register and see the full programme on our website
AGENDA
18.00 – 18.30: Keynote speech by Urmas Reinsalu, Minister of Justice of the Republic of Estonia, Estonian Presidency of the EU Council

18.30 – 19.15: Discussion on the current challenges to the rule of law in Europe

  • Ms Kai Härmand, Deputy Secretary-General, Ministry of Justice of Estonia
  • Jo Leinen MEP, President, European Movement International
  • György Schöpflin MEP, EPP Group
  • Philippe Dam, Advocacy Director for Europe and Central Asia, Human Rights Watch

19.15 – 19.45: Q&A with the moderator Petros Fassoulas, Secretary General, European Movement International

1 Temmuz dan itibaren Estonia AB Konsey başkanlığını üstleniyor

By Haberler

On Saturday, 1 July 2017, Estonia takes upon its shoulders the presidency of the council of the European Union – a rotating presidency every member of the EU holds for six months at a time. This means that for the next six months, Estonia will be responsible for defining the council’s positions while taking into account the interests of all member states and remaining neutral at the same time. But what are the country’s priorities and themes during the relatively short presidency? Estonian World explains.

Estonia’s priorities

The majority of the themes to be dealt with by the current presidency originate from the preceding presidency – in Estonia’s case, from Malta’s. However, each country holding the presidency can highlight in their own presidency programme the themes which require more attention.

Estonia’s priorities during its six-month presidency are:

  • An open and innovative European economy – developing a business environment that supports knowledge-based growth and competitiveness
  • A safe and secure Europe – strengthening the fight against terrorism and crime, continuing the work on the migration crises and increasing defence expenditure
  • A digital Europe and the free movement of data – ensuring modern and secure e-communications to be available across Europe
  • An inclusive and sustainable Europe – supporting equal opportunities for high-quality education, employment and development of skills.

 

AB’nin Mali Durumu ile ilgili son Gelişmeler

By AB Maliye Politikaları
Reflection paper on the future of EU finances to be published

Today, the Commission will publish its reflection paper on the future of EU finances, the fifth and final reflection paper that sketches the possible future scenarios for the EU and its Member States.

The reflection paper follows the publication of the ‘Monti Report’ in January 2017, which was the result of the work of the High Level Group on Own Resources and included a list of recommendations for more transparent, simple, fair and democratically accountable ways to finance the EU.

The publication comes right after the mid-term revision of the current Multiannual Financial Framework and in the middle of the negotiations on the 2018 budget. The reflection paper will be able to feed into the negotiations for the post-2020 Multiannual Financial Framework, which will start end 2017 or summer 2018.

In our new Policy Position on The Future of Europe: a future-proof European Union budget, we share our ideas on how to make both the expenditure and income side of the EU budget fit for the future. The Policy Position discusses the benefits of own resources mechanisms, highlights priorities for future investment and calls for a more citizens-oriented budget.

Background information

Final report and recommendations of the High Level Group on Own Resources: Future Financing of the EU

European Parliament report on a budgetary capacity for the Eurozone

Mid-term revision of the Multiannual Financial Framework

European Parliament Briefing on the MFF Mid-term revision

Key upcoming dates

28 June Publication Reflection paper on the future of EU finance

28 June CoR adopts draft opinion on “Reform of EU own resources within the next MFF post-2020”

29 June European Parliament debate on Reform of the European Union’s system of own resources

11 July Economic and Financial Affairs Council

End 2017/ summer 2018 Commission draft for the post-2020 MFF

Input from the European Movement International

We believe that new approaches in managing the EU budget must be considered to make it an agent of change for a more fair, safe, sustainable and inclusive EU. In our recently published Policy Position on the Future of Europe: a future-proof European Union budget, the European Movement sets certain priority areas, which among others, focus on youth, migration and climate.

Moreover, we support the move towards a closer link between the funds paid out to Member States and their compliance with EU rules and values, provided the conditionality and different steps of enforcement are clearly specified. To ensure democratic participation and strengthen civil society we also propose the introduction of elements of participatory budgeting.

As argued in our Policy Position on The Future of Europe: a future-proof European Union budget, new own resources could furthermore provide tools to react adequately to economic shocks, provide resources to run EU programmes in priority areas, and address shortcomings in the setup of the Economic and Monetary Union. How those resources could look like and be implemented is discussed in more detail in our Policy Position on EU Own Resources.

Demokrasi Krizde mi?- ALL’ın Girişimi (Vanessa Cotterell)

By Katılımcı Demokrasi ve Sivil Toplum Diyaloğu

Launch of new Alliance for Democracy

On 7 June 2017 the European Movement International launched the ALL campaign, a pro-European alliance to support European cooperation and democracy. Read the press release about the launch here.

The ALL campaign works in partnership with civil society organisations, NGOs, trade unions, companies, local governments and individuals and engages citizens across Europe in a pro-European democratic dialogue in the run-up to the elections to the European Parliament in 2019.

‘Is Democracy in Crisis’

The launch took place as part of the conference ‘Is Democracy in Crisis’, that brought together high-level speakers from the European institutions, NGOs, the business sector and trade unions as well as academics and journalists from within as well as outside the ‘Brussels Bubble’. Not only did the panelists discuss current challenges to democracy, they also put forward ideas on how to support European core values and ensure the role of the independent media. The conference also opened the floor to creative minds from Belgium, France, the Netherlands, Finland and Spain to present successful initiatives encouraging citizen participation and bringing forward progressive forms of direct democracy.

Margrethe Vestager, European Commissioner for Competition, opened the conference with a keynote speech on ‘A healthy democracy in a social media age’. She stressed the importance of fighting for democratic values in Europe and the inherent challenges in the age of social media and other forms of communication and information platforms.

View image on Twitter

The first discussion of the launch event featured Márta Pardavi, Co-Chair of the Hungarian Helsinki Committee, a human rights organisation, Ryan Heath, Senior EU Correspondent for POLITICO, Åsa Larsson from the Swedish fact-checking page Viralgranskaren, and Nicolas Vanderbiest, social media expert from the University of Louvain. In a Q&A session with the audience, the panelists discussed current challenges to democracy in Europe, the importance of independent media, the need for fact-checking of information sources and other means to promote critical thinking vis-à-vis information distortion and propaganda.

The conference continued with the presentation of five initiatives from different 5 European countries, each of which promote a certain form of direct citizen participation on a local or national level. Whether the initiative is about motivating young Dutch citizens to vote in national elections, or turning crowd-sourced citizens’ proposals into Finnish legislation, they all share a vision for participatory democracy.

The final panel featured partner organisations involved in ALL. Leading representatives from the European Trade Union Confederation, the European Youth Forum, the European Environmental BureauTransparency InternationalBusinessEurope, the Council of European Municipalities and Regions and the European Centre of Employers and Enterprises providing Public Services spoke about the reasons why they joined this new initiative and the importance of democracy and European co-operation.

There was a shared feeling about the need to support democracy in Europe in times of uncertainty, to defend the main values of the EU and to promote a European and inter-organisational dialogue. The focus should also lie on fostering debates and using new ways to address the challenges the EU is facing, while hearing out local voices and taking their ideas to a European level.

We would like to thank all partners, speakers and participants for contributing to an insightful debate around the future of democracy in Europe and look forward to welcoming you to the next event of ALL.

Yargı ve Temel Haklar Masası

By Fasıl 23 Yargı Reformu ve Temel Haklar

 Genel Sonuç : Avrupa Günü’nün World Café bölümünde Öğrencilerin Vurguladıkları Öneriler

  1. Temel görülen üç konu üzerinde duruldu.

1. 15 Temmuz sonrası gelişmeler ve OHAL ile ilgili önerilere bakıldığında en çok altı çizilen önerinin OHAL’in bir an önce kaldırılması ve uygulandığı sürece de hukuk devletine uygun icra edilmesi olduğunu görüyoruz. Katılımcılar, OHAL’in keyfi bir düzen olmadığını ve bunun da Türkiye’nin tarafı olduğu insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeler başta olmak üzere, anayasa ve yasalara uygun bir biçimde yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir. Kapsamı OHAL’in gerektirdiği meseleleri aşan KHK’ların iptali ve bunlarla ilgili evrensel insan hak ve özgürlüklerine uygun düzenlemeler yapılması da önerilmiştir.

2. Terörle mücadele konusunda ise öne çıkan öneri, Türkiye’nin terör tanımını ve terörle mücadelenin kapsamının sınırlarını dar ve net bir bakış açısıyla çizmesi gerektiğidir. Göç konusunda olduğu gibi, terör konusunda da Türkiye’nin Avrupa ile ortak bir düzlemde buluşarak geniş bir konsensüs elde edilebilmesi için çalışmalar yapılmasının önemi vurgulanmıştır. Bu amaçla ılımlı ve işbirliğini öne çıkaran bir dilin hakim olması da elzem göründü. Bunun yanında iç politikada da Türkiye’nin terörle mücadelede şiddete başvurmamış kişileri serbest bırakması ve terör mağdurlarının ailelerinin desteklenmesi gibi konulara eğilinmesi gerektiği belirtildi.

3. Masalarda tartışılan ve önerilerin yoğunlaştığı son konu temel hak ve özgürlükler ve hukuk devleti olmuştur. Bu noktada katılımcılar özellikle Hakimler Savcılar Kurulu ve Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yargı organlarının bağımsız ve tarafsızlığının fiiliyatta sağlanması gerektiğini ve bunun için anayasal düzenlemelerin gözden geçirilmesinin zorunlu olduğu belirtildi. Bu noktada, AGİT gibi uluslararası kuruluşlarının raporlarının dikkate alınması gerektiğinin  altı çizildi. Bununla beraber AİHS sözleşmesinin ek protokollerine taraf olunması, seçim barajının indirilmesi, basın ve akademik özgürlüklerin garanti altına alınması gibi  güven arttırıcı adımlara geçilmesinin önemi vurgulandı.