Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır AB Komiserleriyle Görüştü ve Brüksel Ziyaretini Tamamladı

By Haberler

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır, AB Komiserleri ile temaslarda bulunmak üzere 15 Ocak 2016 tarihinde Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştirdi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır Brüksel ziyareti çerçevesinde, Enerji Birliğinden sorumlu AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic, Ticaretten sorumlu AB Komiseri Cecilia Malmström ve Dijital Ekonomi ve Toplumdan sorumlu AB Komiseri Günther Oettinger ile ayrı ayrı görüşmelerde bulundu.

Bakan Bozkır’ın, Enerji Birliğinden sorumlu AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic ile görüşmesinde, 15 Nolu Enerji faslının açılmasına yönelik yürütülen çalışmalar ve 28-29 Ocak’ta Türkiye’de yapılacak Türkiye-AB Üst Düzey Enerji Diyaloğu toplantısı hakkında istişarelerde bulunuldu. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Sefcovic ile yapılan görüşmede ayrıca göç krizi, Kıbrıs sorunu ve büyük enerji projeleri de ele alındı.

Bakan Bozkır’ın, Ticaretten sorumlu AB Komiseri Cecilia Malmström ile bir araya geldiği toplantıda ise, Türkiye-AB Gümrük Birliğinin güncellenmesi, AB ve ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Anlaşması’nın olası etkileri ve Gümrük Birliğinin güncellenmesi ile TTIP sürecinin eşgüdüm içerisinde yürütülmesi konuları görüşüldü.

AB Komiserleri ile yaptığı görüşmelerde müzakere sürecinin doğal seyrinde sürmesi için çalışmaların eşgüdüm içinde yürütülmesi gerektiğini belirten Bakan Bozkır, AB Komiserlerinin Mart ayında Türkiye’de düzenlenecek Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısına katılımlarının önemini vurguladı.

Programının devamında Bakan Bozkır ayrıca medya temsilcilerine mülakatlar verdi.

Kaynak: http://www.ab.gov.tr/index.php?p=50170&l=1

İklim Konferansında En Kritik Konular Belirsiz

By Haberler

Kyoto Protokolü’nün ne kadar etkili olduğu uzun yıllardır tartışma konusu. Nitekim bugün sadece 38 ülke Kyoto’ya yönelik hedef belirlemiş durumda ve bu sayı dünyadaki toplam emisyonun sadece yüzde 12’si. Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan resmi belgelerde de Kyoto’nun uluslararası boyutta iklim değişikliği ile mücadelede yetersiz olduğunun vurgulandığını belirtmek gerekir. Hatta bu yıl, Paris müzakerelerinin, Kyoto Protokolü’nün kabul edilmesi için yürütülen müzakere sürecinin aynı etkisiz hali gibi olduğu yorumları oldukça yaygın.

Gelinen noktada 195 ülke, yaklaşık 40 bin delegasyon ile 30 Kasım-11 Aralık 2015 tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 21’inci Taraflar Toplantısı (COP 21) kapsamında Paris’te bir araya geldi. Amaç, küresel ısınmanın 2 dereceyi aşmayacak şekilde tutulmasına yardımcı politikaları oluşturmak ve bu amacın çerçevesini çizecek, 2020 yılından itibaren geçerli olacak yeni iklim değişikliği anlaşmasını imzalamak. Ancak sonuçlar, bu 2 derecenin altında olacak bir küresel ısınmanın olmayacağı yönünde. Paris’teki müzakerelerde de bu en büyük sorun.

Ayrıca COP 21’in ilk haftasında ADP (The Ad Hoc Working Group Platform For Enhanced Action) taslak metni açıklandı. Müzakereleri yürüten yan organ olarak “Durban Platformu” kapsamında kurulan ADP, bir bakıma konferansın ikinci haftasına yönelik yasal süreci başlatmakta. ADP taslak metni sözleşmeye yönelik karar organı olan Taraflar Konferansı’na (COP) 5 Aralık 2015 tarihinde iletildi. Buna rağmen, taslak metin içinde paranteze alınan başka bir ifade ile ikinci hafta müzakereye açılması istenilen konular da mevcut. Bunlar “insan hakları”, “göç (migration)” ve “yerel halklar” ifadeleri. Bu ifadelerin yeni anlaşmada yer alıp almayacağı sorusuna ilişkin henüz net bir yanıt yok.

Göç konusunun anlaşmada yer almaması için el kaldıran tarafların başında AB’nin geldiğini de hatırlatalım.

Türkiye’ninTalebi: “Ekler” ve “Farklılaştırma” Kısmında

Paris’te ilk hafta Türkiye Delegasyonu ile yaptığımız görüşmede ulusal katkımızın revize edilebileceği bilgisini aldık. Türkiye’nin ilk haftaki ADP oturumlarındaki talebi “differentiation” ve Sözleşmenin Ek’ler kısmında belirginleşti.

Ayrıntılar, COP 21’in ilk haftasında İKV’yi temsilen bulunan İKV Uzmanı İlge Kıvılcım’ın konferansa dair izlenimlerinin yer aldığı değerlendirme notundan (No.167) ulaşılabilir.

AB Programları Finansal Araçlar Semineri İstanbul’da Gerçekleştirildi

By Haberler

İKV ev sahipliğinde, Avrupa Yatırım Bankası (AYB), Avrupa Yatırım Fonu (AYF) ve AB Bakanlığı işbirliğiyle “2014-2020 AB Programları Finansal Araçlar Semineri” başlıklı toplantı, 26 Kasım 2015 tarihinde, İstanbul’da gerçekleşti.

Açış konuşmalarını İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, AYB Türkiye Direktörü Massimo d’Eufemia ile AB Bakanlığı Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Daire Başkanı Kayhan Özüm’ün gerçekleştirdiği seminere ilgi oldukça yoğun oldu. İKV Genel Sekreteri Nas konuşmasında, İKV çalışma alanlarından ve Türkiye-AB sürecine yapmış olduğu katkılardan bahsederken, AB Programlarından daha verimli kullanılması için bu tür seminerlere desteklerinin süreceğini belirtti. AYB Türkiye Direktörü d’Eufemia ise seminerin düzenlenmesi sağlayan AB Bakanlığı ve İKV’ ye teşekkür ederken, AYB’nin Türkiye’de gerçekleştirdikleri faaliyetlere kısaca değindi.  AB Bakanlığı Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Daire Başkanı Özüm ise, AB Bakanlığı’nın birçok hedefinin Avrupa2020 hedefleriyle doğru orantılı ilerlediğini belirtti. Yapısal ve yenilikçi bir form getirildiğini vurgulayan Özüm, birlik programlarının amacının ülkelerin birlikte çalışması olduğunu katılımcılara aktardı.

Toplantının “Kredilendirme Ürünlerine Genel Bakış” konulu ilk oturumunun moderatörlüğünü, AYB Grubu Ankara Temsilcisi Lara Tassan Zanin üstlendi. Zanin’in ardından ise oturumun ilk konuşmacısı AYF’den Tomasz Kozlowski,  “Ufuk 2020/InnovFin Kobi Güvence İmkanı” konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Kozlowski sözlerine, AYF ekibinin farklı programlar geliştirdiğini ve bu programların borç ve öz sermaye konularına odaklandığını katılımcılara aktararak başladı. InnovFin’in, geniş kapsamlı ürünler sundukları bir platform olduğunu açıklayarak, Ufuk2020’nin ise inovasyonu hedeflediğini belirtti. Finansal aracılarla işbirliği yapıldığını dile getiren Kozlowski, projeye yaklaşık olarak 8 milyar avroluk bir desteğin söz konusu olduğunu dile getirdi. KOBİ’lere 5 milyar avroluk bir desteğin söz konusu olduğunu ve tüm KOBİ’lere eşit başvuru koşulları ile hakların sunulduğunu belirtti. Para/vade uyumsuzluğu durumunun bünyelerinde söz konusu olmadığı gibi önemli bir detayı da katılımcılara açıkladı.

Türkiye’den başvuruda bulunmuş olan bir bankanın bulunduğunu söyleyen Kozlowski, günümüzde yalnızca ana kredilere odaklı olduklarını ve ilerleyen süreçte ek kredilere de odaklanacaklarını açıkladı. Yenilikçi KOBİ’lerin projeden yararlanmalarını istediklerini belirten Kozlowski, nihai firmaya ürünler sunmanın da amaçları arasında yer aldığını ortaya koydu.

Kozlowski’nin sunumunun ardından, Halkbank Uluslararası Bankacılık ve Yapılandırılmış Finansman Daire Müdürü Recep Güleç, konuşmasını gerçekleştirdi. Bankanın, AYB Risk Paylaşımı Araçları Partneri olduğunu ve AYB ile bu güne kadar 13 anlaşma imzalamış olduklarını belirten Güleç, anlaşma hacimlerinin 1,36 milyon avro tutarında olduğunu sözlerine ekledi. Bankacılık sektörünün günümüzdeki ihtiyacının daha çok TL’ye yönelik olduğunu dile getiren Güleç, risk yönetimi konusunda kendi içlerinde çalışmalar yürüttüklerini açıklayarak sözlerini noktaladı.

Güleç’in konuşmasını, AYF’den bir diğer önemli isim olan Gunnar Mai’nin konuşması izledi. Mai, “COSME Kredi Garanti İmkânı (LGF)” konusu üzerinde açıklamalar yaparak bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda, programlarının 1998 yılından beri devam etmekte olduğunu belirten Mai, Avrupa çerçevesinde başlayan çalışmalarına zamanla tüm dünyaya açılarak devam ettiklerini aktardı.

Mai, COSME Programının KOBİ odaklı olduğunu ve 2020 yılına kadar süreceğini sözlerine ekleyerek; programın kişinin politikasına yönelik ve özel olarak hazırlandığını belirtti. Kayıp ve zararların teminatı için finansal kurumlar aracılığıyla finansal yardım sağlandığını açıklayan Mai, ücretin söz konusu olmadığını ve doğrudan garanti sağlandığını katılımcılara hatırlattı. Destekledikleri kredilerin genişletildiğini açıklamasının ardından Mai, banka kredilerinin de kapsamlarında olduğunu dile getirdi.

Sözlerine CIP başarılarına değinerek devam eden Mai, Haziran 2013’ten beri 73 anlaşmanın imzalandığını, 24 ülkeye ulaşıldığını ve 373 binin üzerinde KOBİ’nin desteklendiğini açıkladı. Mai sözlerini, KOBİ’lere sağlanan kredinin kaldıraç etkisinin 30’un üzerinde olduğunu belirterek tamamladı.

Kahve arasının ardından, toplantının ikinci oturumuna geçildi. “AB Tek Girişim Sermayesi Finansal Aracına Genel Bakış” konulu oturumun konuşmacısı Kozlowski, “Ufuk 2020/InnovFin Kobi Risk Sermayesi” ve “COSME Büyüme İçin Özkaynak Kolaylığı (EFG)”  konularını ele aldı. Kozlowski, genel çerçevede, AYF’nin garanti konusunda ne gibi adımlar attığını açıkladı. AYF’nin özel sermaye yatırımlarını desteklemeyi amaçladığını belirten Kozlowski, AB Programları etkisinde gerçekleştirdikleri fonlamalara değindi. Kozlowski, sözlerine CIP ve GIF projelerinin başarılarını ele alarak devam etti. Yeni programları kapsamında GIF1 ve GIF2 programlarına değinerek sunumunu ilerleten Kozlowski, yeni program kapsamında işletme STK’larına odaklanıldığını vurguladı.

Sözlerini tamamlamadan önce COSME ve InnovFin SME programları hakkında açıklamalarda bulunan Kozlowski, bu iki projenin uygunluk kriterlerinden bahsetti. Kozlowski sözlerini, katılımcıları Avrupa Yatırım Fonu’na başvurma yolları konusunda aydınlatarak sonlandırdı.

Toplantı, “AB Tek Girişim Sermayesi Finansal Aracına Genel Bakış” isimli oturumun ardından “Kredilendirme Ürünlerine Genel Bakış” konulu oturuma geçilmesiyle devam etti. Moderatörlüğünü AYB Ankara Temsilcisi Lara Tassan Zanin’in üstlendiği oturumun konuşmacıları; AYF’den önemli isimler Gunnar Mai ve Cristina Dumitrescu oldu. Oturuma bu isimlerin yanı sıra Caixabank (AYB’nin Avrupa’daki ilk ERASMUS+ partneri, MicroBank) Türkiye Ofisi Müdürü Victor Granero, konuk konuşmacı olarak katıldı.

Oturumun ilk konuşmacısı Gunnar Mai sözlerine, Erasmus + Programı’nı genel hatlarıyla katılımcılara tanıtarak başladı. Erasmus Programı örnek alınarak oluşturulan projenin temel amacının lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin hareketliliğini artırmak olduğunu vurgulayan Mai, katılım şartlarına değinerek sözlerine devam etti. Programın yalnızca yüksek lisans öğrenimi görecek olan öğrencileri kapsadığını belirten Mai, hedeflerinin çok sayıda öğrenciye ulaşmak olduğunun altını çizdi.

Gunnar Mai’nin ardından söz alan Victor Granero, AYB Grubu’nun Avrupa’daki ilk ERASMUS+ partneri olan Caixabank’i katılımcılara tanıtarak sunumuna başladı. Caixabank’ın, Erasmus+ Projesi’ne finansmanda bulunan MicroBank’ın yüzde 100 mülkiyetine sahip olduğunu belirten Granero, bankanın çok sayıda STK ve derneğe destek verdiğinin altını çizdi. Genel bilgilerin ardından MicroBank’ın kuruluş amacına ve faaliyetlerine değinen Granero, temel hedeflerinin kredi vermek olduğunu açıkladı.

Granero’nun ardından ise söz, AYF’den Cristina Dumitrescu’ya geçti. Mikrofinansman ve sosyal kapsayıcılık finansmanı (EaSI) kavramlarını katılımcılara tanıtan Dumitrescu, bu tip finansmanların, savunmasız grupların sosyal hayata katılımını sağladığını belirtti. Sözlerine Teknik Yardım Programı JASMIN’den bahsederek devam eden Dumitrescu, temel hedeflerinin, mikro işletmelerin finansmana ulaşımını kolaylaştırmak olduğunu dile getirdi. EaSI kapsamında sosyal teşebbüs kavramını katılımcılara açıklayan Dumitrescu, sosyal teşebbüslerin aktiviteleri konusunu ele aldı.

Toplantının öğleden sonra gerçekleşen oturumlarında, katılımcıların daha detaylı bilgiler edinmeleri için soru cevap kısmının uzun tutulduğu bölümler gerçekleşti. Çalıştaylar, “AB Finansmanına Erişim: AYB Grubu Tarafından Sunulan Finansal Araçlar” ana başlığı altında, iki salonda yürütüldü.  KOSGEB Başkan Yardımcı Ahmet Karakoç’un yaptığı açış konuşmasının ardından, Gunnar Mai’nin “COSME Kredi Garanti Kolaylığı” ve Cristina Dumitrescu’nun  “EaSI Garanti Finansal Aracı” çalıştayları eş zamanlı olarak gerçekleşti. Mai ve Dumitrescu, sabah oturumunda verdikleri bilgileri detaylandırarak katılımcıların sorularını cevaplandırdı.

Tomasz Kozlowski’nin “AB Tek Girişim Sermayesi Finansal Aracı: InnovFin Kobi Risk Sermayesi COSME Büyüme İçin Öz kaynak Kolaylığı” ile Gunnar Mai’nin “ERASMUS+ Yüksek Lisans Kredi Garanti Kolaylığı” çalıştayları gerçekleşti.

Seminerin son oturumunda, Kozlowski’nin “InnovFin Kobi Garanti Kolaylığı” çalıştayı gerçekleşti. AB düzenlemeleri ile uyum, uygunluk-elverişlilik süresi ve inovasyon kavramlarına vurgu yapılan oturumun tamamlanması ile yoğun program sona erdi.

Meral Tamer

By Haberler

Meral Tamer Milliyet’teki bugünkü “AB çapası İngiltere’ye gerekmez; bize şart!” başlıklı yazısında 8 Mayıs 2015 günü düzenlediğimiz “Avrupa Kimliği ve Türkiye” başlıklı etkinliğimize yer verdi.


Ortak payda demokrasi
İngiltere’de 3 parti liderinin seçim sonuçları üzerine istifaya hazırlandıkları saatlerde biz, 9 Mayıs Avrupa Günü’nü bir gün önceden kutlamak üzere Türkiye-Avrupa Birliği Derneği’nin düzenlediği “Avrupa Kimliği ve Türkiye” başlıklı paneldeydik. Dernek Başkanı Prof. Dr. Gül Turan’ın moderatörlüğündeki toplantıda gerek tüm konuşmacılar, gerekse çoğunluğu diplomatlardan oluşan katılımcılar Türkiye-AB ilişkilerinin kimlikler üzerinden değil, değerler üzerinden ele alınması gerektiği görüşünde birleştiler. Demokrasi, temel hak ve özgürlükler, şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, kadın-erkek eşitliği… İngiltere’nin aksine bizim bu konularda hâlâ alacak çok yolumuz var; dolayısıyla AB çapası bizim için olmazsa olmaz!

Uzaklaşıyoruz
Panelin konuşmacıları AB ile 66 yıldır devam eden maceramızın büyük bölümünü yakından bilen Dışişleri eski Bakanı Hikmet Çetin, emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, gazetemiz yazarı Kadri Gürsel ve Doç. Zeynep Alemdar’dı. Ve hepsinin birleştiği ortak görüş şu:
“Bugüne kadar hangi reformu yaptıysak, AB baskısıyla yaptık. Şimdi bir durgunluk dönemine girmiş bulunuyoruz. Bunda AB’nin de payı var. Ancak bugün gelinen noktada Türkiye, marjinal arayışlara girmiş olduğu için Avrupa değerlerinden maalesef uzaklaşıyor.”

AP’nin Türkiye Raporu
Bu arada Dernek Başkanı Prof. Dr. Turan, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yarın (11 mayısta) tartışmaya açacağı Türkiye İlerleme Raporu’nda ciddi uyarı ve eleştirilerin yer aldığına işaret etti:
“Yaşam tarzına müdahale konusunda uyarı gelecek. İç güvenlik paketi eleştiriliyor, yolsuzluklara dikkat çekiliyor. Temel hak ve özgürlükler ile demokraside ciddi gerileyiş gündeme getiriliyor.”
Bu ay içinde AP’de tartışılacak olan Türkiye Raporu’nun ay sonunda bu haliyle kabul edilmesi bekleniyor.

Yazının tamamı için tıklayınız.

AB Günü Etkinliğimiz 8 Mayıs 2015 Günü Gerçekleşti

By Haberler

9 Mayıs Avrupa Günü’nü bir gün önceden kutlamak üzere Türkiye-Avrupa Birliği Derneği olarak düzenlediğimiz “Avrupa Kimliği ve Türkiye” başlıklı panel, Dernek Başkanımız Prof. Dr. Gül Turan’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Başkanımızın konuşmasından sonra başlayan panelde, Dışişleri eski Bakanı Hikmet Çetin, emekli Büyükelçi Özdem Sanberk, gazeteci Kadri Gürsel ve Doç. Dr. Zeynep Alemdar, Prof.Dr. Gül Turan’ın moderatörlüğünde Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini konuştular.