Skip to main content

Avrupa Birliği Dernekleri Federasyonu 9 Mayıs 2014’te Kurulmuştu.

By Katılımcı Demokrasi ve Sivil Toplum Diyaloğu

Ülkemizin gelişme ve çağdaşlaşma yolunda önemli bir etap olan Avrupa Birliğine katılım yönündeki çalışmaların etkin bir şekilde devamı çok önemlidir. Ekim 2004 tarihli, müzakerelerin başlayabileceğini belirten Tavsiye Metninde üye devletler ve Türkiye arasında algılamaların değerlendirilerek geliştirilmesi önerilmiş ve bu diyalogda sivil toplumun önemli bir rol üstlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Ülkemizin Avrupa Birliğine katılımını desteklemek üzere faaliyette bulunan derneklerin etkinliğini artırmak, güçbirliği ve dayanışma içerisinde bulunarak yeni bir sinerji yaratmak üzere Avrupa Birliği Dernekleri Federasyonu 9 Mayıs 2014 tarihinde kurulmuştur.

Federasyonun amaçları aşağıda özetlenmiştir;

Avrupa Birliğine üyeliğin ekonomik, sosyal, kültürel, toplumsal, sektörel ve bölgesel sonuçlarına ve entegrasyon sürecinde yapılması gerekecek değişikliklere ilişkin araştırma, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yürütmek, katılım müzakereleri sürecindeki çalışmalara katkıda bulunmak, gerçek ve tüzel kişiler, sivil toplum kuruluşları ile ilgili konularda yurtiçinde ve Türkiye ile Avrupa Birliği ve üye ülkeler arasında diyalogun geliştirilmesi çalışmaları yapmak, yapılan çalışmalara katılmak, koordinasyon sağlamak,

-Türkiye’nin üyeliği yolunda yurtiçinde ve yurtdışında gerekli tanıtım, bilgilendirme çalışmaları yapmak, aynı amaçla yurtiçi ve dışında üyelerimizin faaliyetlerinin koordinasyonunu ve yönlendirilmesini sağlamak,

-Entegrasyon sürecine sivil katılımın sağlanması perspektifiyle ilgili mevzuata uygun olarak yurtiçinde ve yurtdışında sivil toplum kuruluşları kamu ve özel sektör, kurum ve kuruluşlar üye ve aday ülkeler temsilcilikleri ile işbirliği ve güç birliğinin sağlanması için platformlar ve gerekli yeni kuruluşlar oluşturulmasını sağlamak, Türkiye ve Avrupa Birliği gençliği için müşterek ortam hazırlamak

AB çalışmalarında bu sinerjiyi yaratmak ve işbirliğini sağlamak üzere kurulan federasyonun üyeleri

-Avrupa Birliği Çalışmaları Merkezi Derneği, Ankara

-İstanbul Avrupa Birliği Öncüleri Derneği

-Konya Avrupa Birliği Çalışmaları Merkezi Derneği

-İstanbul Beyoğlu Avrupa Birliği Derneği

-Çukurova Avrupa Birliği Çalışmaları Merkezi Derneği’dir.

Pascal Lamy Sanayi Odasının Davetlisi Olarak İstanbul’a TTIP Hakkında Konuşmak için Geldi.

By Haberler

Dünya Ticaret Örgütü’nün eski başkanı ve Jacques Delors Enstitü’sünün emeritüs başkanı Pascal Lamy, İstanbul Sanayi Odasının 13 Şubat 2016 ‘da düzenlediği toplantının ana konuşmacısıydı.

Lamy konuşmasına ticareti engelleyen uygulamaları açıklamakla başladı . Ticarete konu olan malların karşı karşıya kaldıkları  maliyetin  % 5 inin gümrük tarifelerinden (ortalama gümrük oranları göz önünde tutulduğunda) , %10 ‘unun sınırları geçerken karşılaşılan maliyetlerden ,- %20 sinin ise çeşitli standardlara ve uygulanan ticareti düzenleyici kurallara uyum zorluğundan kaynaklandığını ifade etti. Ticaretin geliştirilmesi için yürütülen çalışmaların bu standalara, kurallara uyum konularınna yönelmeleri gerektiğini belirttikten sonra bugünün yeni ticaret dünyasında nelerin amaçlandığına geçti.

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nın (TTIP’nin) bilinen geleneksel ticaret ve yatırım anlaşmalarından çok farklı, çok daha kapsamlı,  çok daha boyutlu olduğunu ifade etti. Avrupa Birliği’nin (AB’nin) mallarının %80’ inini, hizmetlerinin %20 sini liberalleştirilmesini ancak 30 yılda gerçekleştirebildiğini hatırlarsak, .TTIP’nin hedeflerine ulaşılmasının  zaman alacağını kaçınılmazlığı üzerinde durdu.

Bu yeni ticaret dünyasının düzenini artık korumacı olarak nitelendirilemeyeceğini, “korumacılığın” yerini “önlemciliğe” bıraktığını ifade etti. Eski ticaret dünyasında uygulanan ticaret politikaları üreticileri korumaya yönelik iken, bugünün yeni düzeninde hedef tüketicileri korumaktır. Tüketici sağlığını, güvenliğini, işçilerin haklarını, hayvanların korunmasını ve çevrenin korunmasını hedef alan yeni standard ve kurallar geliştirilmiştir. Bugün tüketilen gıda mallarının, ürünlerin içindeki maksimum pesitsit kalıntıları gibi standardların değiştirilmesi mümkün değildir ve bu kurallara uyan herkes gelişmiş pazarlara ve bu standartları uygulayan diğer ülkelere ürünlerini satabilecektir.

Lamy TTIP ile ilgili müzakerelerin  %80 inin  tüketiciyi koruma standartlarının uyumlu kılmasıyla ilgili olduğunu ve geri kalan %20 sinin ise geleneksel ticaretin konusuna giren gümrük tarifeleri ve pazara giriş şartları ve yolları ile ilgili olduğunu söyledi. TTIP ile  bir gerçek transatlantik tek pazar kurulduğunda, bu pazar dünya gayrı safi hasılasının %40 ını ve dünya ticaretinin ve yatırımlarının büyük bir bölümünü kapasayacaktır.

Lamy, gidilecek yolun zor olduğunu belirtmeyi ihmal etmemiştir. Siyasi liderlerin TTIP’yi yeterli biçimde açıklamamış olmaları, görüşmelerin yeterince şeffaf olmaması, TTIP karşıtı hareketlerin gelişmesine yol açmıştır. Bu iddialı planın 850 milyon tüketiciyi kapsayacağını ve dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini oluşturacağının liderlerce iyice açıklanması gerektiğini vurguladı. Bazı konuların cözümünde zorluk çekilmesinin altında ABD ve AB liler arasında kültürel farklılıklardan kaynaklandığını ve neticede bu anlaşmanın 2019 baharında önce sonuçlanamayabileceğini ifade etti.

 

Sahil Güvenlik Güçlerimizin Ege Denizinde bir Suriyeli Göçmeni Helikopterle kurtarırken çekilmiş bir video

By Haberler

2016 nın başından itibaren Akdeniz’de 409 kişinin hayatını kaybetmişlerdir. AB ülkelerine gidebilmek ve orada güven altında yaşamak için herşeyi göze alan bu mültecilerin durumu çok zor. Türkiye’de kalanların bir kısmı kamplarda, bir kısmı büyük şehirlere akın etmiş durumda. Istanbul’un Laleli ve Fatih semtenlerinde 300.000 e yakın Suriye’nin yerleşmiş olduğu ve bugüne kadar Arapça konuşulan 18 lokanta açtıkları söyleniyor.Şehirlerin ve Türkiye’nin bütününün nüfus yapısı değişiyor.

https://www.ultimedia.com/deliver/generic/iframe/mdtk/01435628/zone/1/src/lsz0kk/autoplay/yes/xtn2/1/xtpage/Videos::Videos::Des_Garde_Cotes_Turques_Sauvent_Par_Helicoptere_Un_Migrant_Desespere_Dans_La_Mer_Egee/#

Hayaller ve Gerçeklerle Yüzyüze.

By AB Genişleme Politikası

Sitemiz açılmadan önce verilmiş bir sözü yerine getirmem gerektiğinde bu blogu Turkish Policy Quarterly (TPQ)  için yazmiştım. Kendilerine atıfta bulunmam şartıyla kendi sitemizde yayınlanması konusunda anlaştık. Yazım kendi sitelerinde aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir: http://turkishpolicy.com/blog/11/face-to-face-with-illusions-and-realities#.Vryw-uKB5NM.mailto

Yazının kendisi ise aşağıdaki gibidir.

On the occasion of the International Peace Congress organized in Paris in 1849, in his speech entitled “A Day Will Come,” Victor Hugo had spoken of a period when Europe would be known as the “United States of Europe” and where in his words:

“You France, you Russia, you Italy, you England, you Germany, you all, nations of the continent, without losing your distinct qualities and your glorious individuality, will be merged closely within a superior unit and you will form the European brotherhood”.

A European Union exists to-day but without Russia.

John Maynard Keynes in 1930 in his Essays in Persuasions wrote an article called “Economic Possibilities for our Grandchildren” where he tried to answer the following question: “What can we reasonably expect the level of our economic life to be a hundred years hence? What are the economic possibilities for our grandchildren?” His answer was as follows:

“The pace at which we can reach our destination of economic bliss will be governed by four things; our power to control population, our determination to avoid wars and civil dissensions, our willingness to entrust to science the direction of those matters which are properly the concern of science, and the rate of accumulation as fixed by the margin between our production and our consumption; of which the last will easily look after itself, given the first three.”

Today, we are far from being able to make similar projections for our world or the EU. We can no longer speak of a unifying Europe at a time when we speak of a Brexit and Grexit, or of an EU with no problems when it is still living the economic side effects of the 2008 crisis which started hitting them hard in 2009. The recovery is still slow and the Eurozone still prone to ups and downs. To the existing economic crisis, new social and political problems have been added. The influx of refugees from Iraq, Syria and elsewhere, the specter of the rise of extreme right parties and fascism within the EU forces us to contemplate a somewhat dark future for Europe.

Things do not look too bright for Turkey either. The economy is slowing down, many cities and regions of Turkey are living the aftershocks of having close to three million Syrian refugees living in the country, looking for jobs, living quarters, and schools while the widening conflict in Turkey’s southeast between government forces and the Kurdistan Workers’ Party (PKK) continues causing domestic and regional uncertainties.

These multifarious problems have led Turkey and the EU to revitalize their up till now frozen relations. The EU that had always emphasized its concerns on human rights, civil liberties, and democracy in Turkey seems now to have replaced the priority it had given to these fundamental values with new concerns about regional security, rising terrorism in the West, and the increase in the flow of refugees. This duplicity in the way relations between Turkey and the EU is conducted is saddening but a reality

The Turkey-EU Summit meeting of November 29, 2015 and the meetings that followed the summit allowed for the opening of a new Chapter  ­– Chapter 17 – in the accession negotiations, the starting of discussions over visa free travel for Turkish citizens by the end of the current year, the upgrading of the Customs Union Agreement, and the initiation of multiple talks on energy cooperation. This revitalization of relations was coolly welcomed by pro-EU constituencies in Turkey. One has only become too used to the “one step forward two steps back” policies of both the EU and Turkey.

Chapter 17 on Economic and Monetary Policy which was opened to negotiation during the Intergovernmental Conference last December had been formerly blocked by France’s former President Nicolas Sarkozy. It is the 15th chapter to have been opened out of a total of 35. In my opinion, Turkey will face no trouble in aligning itself to the directives of Chapter 17. Its level of alignment to the Maastricht Criteria is somewhat satisfactory especially with regard to the levels of budgetary deficit and public debt. But inflation, total independence of the central bank and aligning Turkey’s laws with the EU’s Economic and Monetary Policy legislation are areas in which further progress is needed.

The visa issue is a complex one. It is stated that by October 2016, Turkish citizens will be able to travel to the EU without a visa. However, 72 criteria have to be met by Turkey during this visa liberalization roadmap, including the recognition of Cyprus which currently Turkey does not recognize. This political issue will have to be resolved before visa exemption for Turkish citizens can become a reality. Visa-free travel is also contingent on Turkey implementing the EU-Turkey readmission agreement, which would result in third country citizens illegally entering Europe via Turkey forced to return  to Turkey. The agreement is an ambiguous one since all illegal entrants from Turkey, independent of the time they might have moved to an EU country, could be sent back. There seems to be no time limit and one expert jokingly pointed out that even those illegal immigrants who had entered Europe in the 1940’s could end up being sent back.

Upgrading the Customs Union agreement (CU)[1] by modernizing its functioning and extending it to new areas and Turkey’s inclusion in the Transatlantic Trade and Investment Partnership (TTIP)[2] are two important topics on Turkey’s agenda. It has been argued for quite sometime that the present CU agreement was in need of revision. When examining the many possibilities concerning what kind of changes might be involved, five potential scenarios come to light:

1. Not changing the agreement thus letting the current and worsening implementation deficit and non-compliance record stand

2. Modernizing the agreement by making amendments without changing its sectorial scope, that is letting it deal only with industrial products

3. Taking the agreement as a base and revising it with a view to facilitating its functioning and expanding it to cover new areas

4. Working out a totally new CU agreement

5. Replacing the CU with a Free Trade Agreement

My preference would be Scenario 3 since it would necessitate less time to agree on revisions than rewriting a totally new CU agreement.

Since Turkey is not a member of the EU, Turkey’s inclusion in the TTIP faces serious obstacles. There is a slight chance that when a final agreement on TTIP is reached, Turkey might be integrated into the agreement since it is already a candidate country that has already signed a Customs Union Agreement with the EU. If this does not happen, then the solution might reside in Turkey’s signing a separate Free Trade Agreement with the US. Right now the EU-US trade talks are still continuing and a final agreement does not appear to be within reach. The 12th round of talks will take place in Brussels from February 22 to February 26 2016. We should be ready for a succession of rounds in the future.

Coming back to where we stand today in Turkey’s relations with the EU, the main item on the agenda for the EU seems to be to secure its borders with the help of Turkey in return for which it will extend financial aid to Turkey for hosting refugees while leaving the door slightly open for future accession. Wondering  whether we shall ever squeeze in…


[1] http://ec.europa.eu/smart-regulation/roadmaps/docs/2015_trade_035_turkey_en.pdf

[2] Kemal Kirişci “Turkey and the Transatlantic Trade and Investment Partnership Boosting the Model Partnership with the United States” The Center on the United States and Europe (CUSE) at Brookings, Policy paper Number 2, September 2013

 

11 Şubat’ta Avrupa Parlementosunun Bütçe ve Sivil Hürriyetler Komiteleri Üyeleri Türkiye’ye geliyor

By Haberler

Bütçe komitesi üyeleri ilgili resmi mercilerle üyelik öncesinde tahsis edilen fonların kullanımı,Suriye ve Irak’tan gelen mültecilere tahsis edilen AB kaynaklarının kullanımı hakkında görüşmeler yapacak ve mülteci kamplarından birini gezecekler. Sivil hak ve hürriyetler komitesi üyeleri ise bu kampları gezecek, mülteci ve göçmenlere yardım konusunu yetkili kişiler, uluslararası sivil toplum örgütleri ve diğer ortak kuruluşlarla yerinde inceleyeceklerdir.

Nato ve Suriye Göçmen Krizi

By Haberler

Bu pazartesi Davutoğlu ve Merkel Ankara’da bir araya gelerek Nato’nun Ege denizinde nöbet tutarak Rusya’nın ve Suriye hükümetinin Halep’e hucum etmeleriyle yoğunluk kazanan Suriyeli göçmen krizini hafifletmesi konusunda anlaştılar. Avrupa Komisyonu salı günü bu ikili görüşme sırasında varılan görüş birliğine destek verdi. Nato üyesi ülkelerin savunma bakanlarının dünkü ve bugünkü toplantısında hernekadar  gündemde Rusya, doğu Avrupa ve savunma harcamaları bulunuyor ise de bu konu da ele alındı. Nato genel sekreteri ve ABD’nin Nato’daki büyükelçisi Douglas Lute bu yardıma olumlu bakmakla beraber tüm sorumluluğun Avrupa Komisyonu tarafında üstlenmesi gerektiğine vurgu yaptılar.

AB’ nin Kurucu Üyeleri İkili Bir Yapıya sahip bir Avrupa olabileceğini belirttiler

By Haberler

Bu salı akşamı AB’nin altı kurucu üyesi (Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg) ortak bir bildiriyle birbirine sıkı sıkıya bağlı bir Avrupayı hedeflerken aynı zamanda bir ilke imza atarak bu Avrupa’nın ikili bir yapıya, entegrasyonun iki ayrı hızda gerçekleşebileceğini duyurdular. Ingiltere başbakanı David Cameron’un İngiltere’nin birbirine daha sıkı bağlı bir Avrupa politikasının dışında tutulmasını istediği bir dönemde bu ortak bildiriyle farklı hızda bir entegrasyonun mümkün olduğunu kabul edilmiş  oldu.

AB değerlerinin ihlali halinde bu değerlerin korunması için oluşturulacak yaptırımlarla ilgili Avrupa Parlementosunun Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesinin çalışması

By Temel Hakların Sağlanmasını Desteklemek

AB değerlerinin ihlali halinde bu değerlerin korunması için oluşturulacak yaptırımlarla ilgili Avrupa Parlementosunun Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri komitesinin bu çalışmasında bir demokrasiye uyma tablosu, bir demokratik puanlama tablosu  oluşturularak  üyelerin puanlanması hedeflenmektedir.  İhlallerin büyüklüğü ve ilgili üyelerin gösterdiği işbirliği göz önünde tutularak farklı önlem ve/veya yaptırımların oluşturulması düşünülmektedir. Kullanılabilir AB fonlarının dondurulması, AB değerlerinin ihlalini yol açan ya da açabilecek kanun, karar, geri çekilmesinin istenmesi, Adalet Mahkemesinin (CJEU) üye ülkelere bir para cezası  kesmesine kadar çeşitli öneriler üzerinde durulmaktadır. Monika Flašíková Beňová bu çalışmasının detaylarını sitemizin İngilizce blog bölümünde bulabilirsiniz.

DT\1083793EN.doc                               PE575.273v01-00

Bir Avrupa ve Bölgesel Merkez Olarak Türkiye : Avrupa – Akdeniz İlişkilerine Etkisi

By Etkinlikler

İktisadi Kalkınma Vakf (http://ikv.org.tr/), Barcelona’daki Uluslararası İlişkiler Merkezi (http://www.cidob.org/),tarafından düzenlenen ve Avrupa İktisadi İşbirliği Vakfı (http://www.eleclece.eu/en/)ve Obra Social La Caixa’ Vakfının (http://obrasocial.lacaixa.es/ambitos/becas_es.html) işbirliği ile düzenlenen bu toplantı İngilizce yürütülecektir.
Toplantıya düzenleyen kuruluşların davetlisi katılabilmektedir.

Day 1, Friday February 5th 2016

15:00: INAUGURATION
Welcome remarks by LECE, CIDOB and IKV
Welcome speech: Volkan Bozkır, Minister for Foreign Affairs and Chief EU negotiator

16:00 – 17:30: FIRST SESSION: Turkey as an energy hub:
– Sohbet Karbuz, Observatoire Méditerranéen de l’Energie, Paris (to be confirmed)
– Yagiz Eyuboglu, Head of Koc Holding Energy Group, Chairman of TISK
– A member of the European Commission

Coffee break

18:00 – 19:30: SECOND SESSION: Turkey as a financial hub:
– Fabian Briegel, Joined the Country Risk Research team, Rabobank, Utrecht
– Yavuz Canevi, Chiarman of Turkish Economy Bank, Former Governor of Turkish Central Bank,
– Jorge Sicilia, Chief economist, BBVA, Istanbul-Madrid

Day 2, Saturday February 6th 2016

9:30 – 11:00 THIRD SESSION: Turkey as an infrastructure, communications and logistics hub:
– Yiğit Alpogan, Deputy Secretary General, Union for the Mediterranean
– A representative of the Turkish private sector
– Çetin Nuhoğlu, Chairman of International Transporters Association
– François Begerot, DG Mobility and Transport, European Commission (to be confirmed)

Coffee break

11:30 – 13:15: Turkey as a production and service hub
– Antonio Martins da Cruz, former Minister of Foreign Affairs of Portugal, Lisbon
– Güven Sak, Director of TEPAV
– Haluk Nuray, Brussels/EU Representative, IKV

13:15 – 14:00: CLOSING REMARKS
Keynote speech: HansJorg Haber, Head of the European Union delegation in Turkey

,