Son Jeopolitik Gelişmeler Işığında Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri

By Etkinlikler

Türkiye Avrupa Birliği Derneği (Turabder)  24 Mart 2018 tarihinde  saat 14-16 arasında “Son Jeopolitik Gelişmeler Işığında TürkiyeAvrupa Birliği İlişkileri“ konulu bir panel düzenlemiştir.

Yer: Tunatan Tesisleri

Bahçelievler Mahallesi, 2. Cad. No:2, 54100 Serdivan/Sakarya

Program

14:00 – 14:15              Kayıt

14:15 – 14:20              Açılış Konuşmaları

Prof. Dr. Gül Günver Turan, Turabder Başkanı

İrfan Balkanlıoğlu , Sakarya Valisi

14:20 – 16:00              Son Jeopolitik Gelişmeler Işığında TürkiyeAvrupa Birliği

                                    İlişkileri

Panelistler                  B.E. (E) Mithat Rende, TSKB Yönetim kurulu üyesi

         Prof. Dr. İlter Turan Ipsa Başkanı, Bilgi Üniversitesi

            Doç. Dr. Çiğdem Nas, İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri

Doç. Dr. Deniz Şenol Sert, Özyeğin Üniversitesi

Panel Başkanı            Ülker Önder Döker, TURABDER Sakarya Şubesi Başkanı

 

 

 

Türkiye’deki Son Gelişmeler

By Etkinlikler

The Jarl Hjalmarson Foundation has invited Prof. Dr. Gül Günver Turan, president of  the Turkey EU Association to Stockholm,  Sweden for a round-table conference on developments in Turkey, on  March 14, 2018. The round-table meeting will take place at the Jarl Hjalmarson Foundation’s office  in the morning, and will be followed by a lunch. In the afternoon, the Foundation will arrange a meeting program with Swedish journalists and thereafter host a public seminar on Turkey, where some of the participants from the meeting will speak for a broader audience.. Invited to the conference are journalists, experts, civil society actors and policy makers from Turkey and Sweden. The discussions will be held in English and focus on current trends and challenges in Turkey with a special emphasis on the human rights situation as well as foreign policy challenges, including Turkey’s relationship with the European Union.

“Revise, Rebuild, Reboot: Strategies for a Time of Distrust”

By Etkinlikler

Turabder’s Gül Günver Turan was invited to participate to the the German Marshall Fund’s 13th annual Brussels Forum, a premier event where the transatlantic agenda is shaped and debated within a global context. The event will be held in Brussels, from March 8–10. Under the theme “Revise, Rebuild, Reboot: Strategies for a Time of Distrust”, GMF’s Brussels Forum 2018 is designed to encourage policymakers and experts to work together to directly confront the challenging world we find ourselves in today. The reasons for the breakdown of trust within and between societies will be analyzed so as to find  new ways to build strong partnerships and networks that support our societies’ democratic ideals. Discussions and conversations will be facilitated through interactive and solution-oriented formats.

Bitcoin İle İnsan Hakları Arasında Türkiye’de Yeniden AB’yi Düşünmek

By AB Katılım Müzakereleri

Yönetim Kurulu Üyemiz Doç.Dr. Zeynep Alemdar’ın bu yazısı Sosyal Demokrat Dergisinde yayınlanmıştır.Bakınız http://www.sosyaldemokratdergi.org/zeynep-alemdar-bitcoin-ile-insan-haklari-arasinda-turkiyede-yeniden-abyi-dusunmek/

2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre, yapay zeka Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının %79’unu öngörebiliyor.[1] İnsan Hakları Mahkemesi’nin hem de işkence ve kötü muamele, adil yargılanma ve özel yaşam hakkı gibi konulardaki davalarda aldığı kararların bilgisayar programlarıyla öngörülebildiği bir dönemde yaşıyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun Mesleklerin Geleceği Raporu’na göre bugün ilkokula başlayan çocukların %65’i şu anda mevcut olmayan, bilmediğimiz bir işte çalışıyor olacak. Teknoloji böyle bir hızla değişerek bildiğimiz dünyayı da dönüştürüyor. Örneğin, Almanya’nın başı çektiği Sanayi 4.0, kapitalizmin de kurallarını değiştirdi. Eskiden sermaye ve işgücü faktörleriyle oynanarak yapılan verimlilik hesapları artık verimliliği kendi başına bir faktör alarak onun üzerinden gelir nasıl artar üzerine yapılıyor. “Block-chain” teknolojisi, aslında kişiler arasındaki güvene dayalı işlemlerin bankalar gibi devletlerin kontrolünden çok da kurtulamayan kurumlar tarafından kaydedilmesi ihtiyacını ortadan kaldıran bir şifre yapısıyla şu sıralar her gün ismini duyduğumuz Bitcoin adlı bir kripto-para çeşidi yaratmış durumda.

Teknoloji, endüstri ve ekonomi bu şekilde ve -daha da önemlisi- şimdiye kadar dünya tarihinde rastlanmamış bir hızla değişirken, alışılmış düşünce kalıplarımızı kırmaktan başka bir çaremiz yok. Her ne kadar gündem içinde boğuluyor ve bugünden yarına hangi haberle uyanacağımızı bilemiyorsak da, Türkiye’nin demokratikleşmesi için çalışanların ve hukukun üstünlüğü, insan hakları ve ifade özgürlüğünden yoksun bir ülkede yaşamak istemeyenlerin Türkiye için bir gelecek düşüncesi oluşturması gerekiyor. Ekonomik ve siyasi olarak önümüzde 2023 vizyonu dışında geliştirilmiş bir gelecek planı yok. Eski öğretilerimizden, şüphelerimizden sıyrılarak ortak bir gelecek tahayyülü yaratmak zorundayız.

Bu düşüncede Avrupa’nın da çok önemli bir yeri olduğu aşikar. Avrupa içinde bulunduğu kriz nedeniyle  kendi kendini yeniden tasarlar, geleceğini nasıl şekillendireceği üzerine planlar yaparken, bizler için de en iyi zamanlama şimdidir. Türkiye’de de şimdiye kadar hep Avrupa’nın bizi nasıl algıladığı, bize nasıl davrandığı, tam üyelik verip vermeyeceği üzerinden kurduğumuz Avrupa düşüncesini Türkiye’de bizler nasıl bir Avrupa isteriz üzerinden kurmalıyız.

Şu anda tüm devletler ve uluslararası kurumlar hem kendi varlıklarını nasıl sürdürebilecekleri hem de bu sistemsizliği kendi sistemleriyle nasıl uyumlandıracakları üzerine çabalıyorlar. Herkes sistemle bildiği şekilde başetmeye çalıştığından bir yandan popülist söylemler, ulus-devletlerin ezberi olan milliyetçilik, militarizm olanca çirkinlikleriyle ortalığa dökülürken, bir yandan da dayanışmacı birliktelikler, ezber bozmaya çalışan siyasi hareketler ve bu farklı uçların arasındaki geçişler, birbirlerinin karşılarına çıkarken ürettikleri dil, aslında içinde bulunduğumuz siyaseti çok farklı şekillerde etkiliyor. Avrupa’da Macaristan başbakanı Victor Orban ya da Hollandalı aşırıcı Geert Wilders’a karşı Avrupa’nın sosyalistleri ve demokratları “Together (Beraber)” adlı hareketin altında birleşip daha sosyal bir Avrupa’nın yeniden nasıl yaratılabileceği üzerine çalışıyorlar.

Türkiye’de AB’ye yüksek kamuoyu desteği

Peki Türkiye’de neler oluyor? IKV’nin 2018 Ocak ayında açıklanan kamuoyu araştırmasına göre Türkiye’de AB üyeliğine destek, 2017 yılında %78.9’a yükselmiş durumda. Nisan 2017 referandumundan sonra oldukça gerilen Türkiye-AB ilişkilerine karşın AB yanlılığının bu kadar yüksek olması, Türkiye’de AB hakkındaki kamuoyu araştırmaları açısından oldukça ilginç. Normal zamanlarda Türkiye’de AB üyeliği desteği hep AB’nin Türkiye’ye nasıl davrandığı üzerine yetkililer ve medya tarafından yaratılan polemikle doğrudan orantılıdır. AB-Türkiye ilişkilerinin resmi olarak iyi olduğu zamanlarda kamuoyu da bunu takip eder, resmi ilişkiler kötü olduğu zamanlarda halk da zaten AB’den nefret ediyordur. Oysa AB ile resmi ilişkilerin çok sorunlu olduğu, seçimlerden bakanın “istenmeyen yabancı” ilan edilmesine kadar görülmemiş gerginliklerin olduğu zamanda AB’ye desteğin artmış olmasını nasıl açıklayabiliriz?

%87.8’i Avrupa’yı hiç ziyaret etmemiş; AB hakkında “biraz” bilgi sahibi olduğunu belirten; AB hakkındaki bilgisi gazete, TV ve radyolardan gelen ve %68’i Türkiye’nin AB üyesi olmayacağına inanan halk neden AB’yi desteklesin?  Refah ve ekonomik gelişmişlik seviyesinin iyileşeceğine, Avrupa’da yerleşme, dolaşım ve eğitim hakkı olacağına ve demokrasi ve insan haklarının gelişeceğine inandıklarından.[2] “AB sizin için ne ifade ediyor?” diye sorulduğunda ise cevap “yüksek refah, demokrasi ve kültür ve uygarlık”.

Peki siyasetçilerin AB söylemleri nasıl? CHP hükümetten bağımsız, yukarıda bahsettiğimiz döneme uygun bir dış politika söylemi üretmek bir yana, dünyanın ve bölgenin dinamiklerini anlamaktan uzak, eski öğretilerle kısırlaşmış ve bu anketin sonuçlarına da bakarsak halkın nabzını da tutamayan bir halde. Hükümet, bir yandan Avrupalı ortaklar aramak için üst düzey ziyaretler düzenlerken,  bir yandan da aynı ziyaretler sırasında ilişkileri daha da geriyor. 65 yıl sonra ilk kez cumhurbaşkanlığı düzeyinde gerçekleşen Yunanistan ziyareti Ege adalarını işgal restleşmesine dönüştü. Fransa ziyareti Fransız medyasında hiç de Türkiye medyasındaki gibi başarılı ticari bir ziyaret olarak karşılanmadı;  Fransız Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye’deki gelişmelerin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda bir ilerlemeye izin vermediğini söyledi.

Oysa şu anda AB, bir yandan kendi geleceğiyle ilgili endişelenirken -Avrupa kamuoyununun nabzını ölçen Eurobarometre bulgularına gore- 2014 yılından bu yana ilk kez terörizm ve göç sorunu Avrupa’da ekonomi ve işsizlikten daha büyük sorunlar olarak görülüyor. Dolayısıyla Avrupa’nın içinde bulunduğu terör endişesi, göçmen krizi ve AB’nin 2007 yılından bu yana içinde olduğu ekonomik kriz, Türkiye gibi önemli bir komşuyla ilişkilerin gözardı edilemeyeceği bir dönemde.

Türkiye, uluslararası konjonktürde oldukça kötü durumda. Ortadoğu, Rusya, Amerika’yla ilişkilerimiz Dışişleri’nin tüm geleneklerini ve bizim de tüm ezberlerimizi bozan bir şekilde yerle bir olmuş durumda. Oysa AB Türkiye’nin pusulasında hep aydınlanma, insan hakları, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğüne işaret eder. Dahası, AB, yazının başında değindiğimiz teknoloji, endüstri ve ekonomi değişimleriyle de başetmeye bizden çok daha hazırlıklı durumda. Biz kız çocuklarının hamilelikleri, erken evlenme yasalarıyla uğraşırken AB eğitim, araştırma ve inovasyon yatırımları sayesinde yeniden gücünü kazandı. Avrupa Yatırım Bankası inovasyon yatırımlarını 2008 yılından bu yana %87 oranında artırdı.[3]

Şu anda Türkiye’deki gidişattan memnun olmayan herkesin, bazen haklı nedenlerle hissettiği Avrupa şüpheciliğinden vazgeçip hala en önemli ekonomik partnerimiz, uzun bir ortak geçmişimiz olan, gelecekle başetmeye bizden daha çok hazırlıklı olan ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecinde çıpa olarak katkısı bulunan Avrupa hakkında yeniden düşünmeye başlaması ve yeni politikalar üretmek üzerine düşünmesi gerekli.

AB’ye ilişkin düşünce ve politika üretimini nasıl yapabiliriz?

Avrupa kendisini, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından yaşanan ve 20. yüzyılda topraklarının ortasında üçüncü kez ortaya çıkan korkunç savaş ve zulümün ardından AB’ye alelacele üye olarak aldığı eski Sovyet bloku ülkelerini ”nasıl AB’nin değerleriyle uyumlu tutarım?” sorusunun içinde buldu.

Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin popülist ve aşırıcı liderleri, bir yandan Avrupa’nın ortasında nefret söylemi sayılabilecek bir dille göçmen ve yabancı karşıtlığı yaparken; bir yandan da AB’nin kendi geleceği için yaptığı senaryolardan, AB üyesi ülkelerin istedikleri alanlarda bütünleşmeye katılıp diğer alanlarda bütünleşmenin dışında kalma senaryosuna karşı çıkıyor.  AB’nin geleceği tartışmalarında çok vitesli Avrupa ya da gönüllüler koalisyonu olarak adlandırılan bu senaryoya yeni Avrupa ülkelerinin karşı çıkma nedenleri, ikinci sınıf Avrupa üyeliği gibi bir durumda kalmaktan korkmaları.[4] Bu ülkelerin ikircikli yaklaşımı da gösteriyor ki, aslında AB hala bir değerler Avrupası olarak mevcut ve liderlerin popülist söylemlerinin ötesinde hala güven duyulan bir kurum olarak duruyor.

Türkiye’de de, Avrupa konusundaki tüm bilgisizliğe, daha doğrusu yanlış bilgi bolluğuna karşın, aslında Avrupa’nın temel haklar ve özgürlükler, sosyal haklar bakımından Türkiye’nin çok ilerisinde olduğu ve bu gelişmişlik düzeyine erişme yolunda ve hayalinde olmanın Türkiye’yi bölgesinde de öne çıkardığının bilinci mevcut. O nedenle şimdi düşünmemiz gereken,  Avrupa’nın bize nasıl davrandığı, tam üyelik, imtiyazlı ortaklık tartışmaları değil;  Türkiye’de bizler nasıl bir Avrupa isteriz olmalı. Nasıl bir AB ile ne tür ilişkiler Türkiye’nin demokratikleşmesi için faydalı olabilir? Türkiye’nin teknolojik ve ekonomik geleceği bakımından AB ile ne gibi ilişkiler bize daha faydalı olur? Her ne kadar bu fayda dili bir değerler tartışmasında hoşumuza gitmese de, Türkiye’de bazı kesimlerde kalıplaşmış reaksiyoner AB karşıtlığını ya da AB’ye yönelik umutsuz tavrın ötesinde, Avrupa ile ilgili bilgimizi artırmak bir çözüm olabilir. Örneğin Gümrük Birliği’nin yeniden müzakere edilmesi gibi ekonomik ve insan hakları, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü ile hiç de ilişkili görülmeyen bir başlık, aslında kamu ihalelerinin hukuka uyumluluğu, rekabet koşullarının iyileştirilmesi ve anlaşmazlık çözme mekanizmalarının iyileştirilmesinin konu edileceği, bu nedenle de hukukun üstünlüğü ve bununla ilgili tüm alanlara da yansıyacak bir konu.

AB ile göç, uluslararası terörizm ve Gümrük Birliği konuları hala müzakerelere neden olurkenTürkiye içinde de bu konuları daha iyi bilmek ve Avrupa kendi geleceğini kurarken Türkiye’nin de bu gelecek içinde nerede olacağı üzerine kendisi için planlar yapmak belki bize de bu belirsiz zamanlarda bir umut verir.

[1] Münazara Masası, Sosyal Hukuk dergisi, Temmuz- Ağustos 2017, 34-35. http://www.ucl.ac.uk/news/news-articles/1016/241016-AI-predicts-outcomes-human-rights-trials

[2] IKV 2017 AB Araştırması, Basın Toplantısı Sunumu

[3] https://qz.com/597791/europe-is-lagging-the-us-in-innovation-but-thats-about-to-change/

[4] “Quo Vadis Avrupa? Brexit sonrası AB için Muhtemel 5 Gelecek Senaryosu,” IKV e-bülten1-15 Mart 2017.

 

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinde Sivil Toplum: Sivil Toplum Kuruluşları’nın Rolü

By Etkinlikler

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinde Sivil Toplum: Sivil Toplum Kuruluşları’nın Rolü

Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi (CIES), Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği ve Asia Minor işbirliği ile “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinde Sivil Toplum: Sivil Toplum Kuruluşları’nın Rolü” başlıklı bir panel düzenleyecektir. Panelin amacı; Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde sivil toplum aktörleri olarak STK’ların nasıl bir rol oynadıkları ve oynayabilecekleri sorusuna yanıt bulmaktır. Etkinlik 21 Şubat Çarşamba günü 13:30-15:30 saatleri arasında Kadir Has Üniversitesi Galata Salonu’nda gerçekleşecek.

Panele katılacak konuşmacılar:

  • Bülent Özcan, Proje Uygulama Başkanı, Avrupa Birliği Bakanlığı, Ankara
  • Tezcan Eralp Abay, Genel Koordinatör, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi, Ankara
  • Erdem Vardar, Başkan, Yuva Derneği (YUVA), İstanbul
  • Gül Günver Turan, Genel Başkan, Türkiye-Avrupa Birliği Derneği (TURABDER); Avrupa Hareketi Türkiye, İstanbul
  • Serdar Dinler, Başkan, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği, İstanbul (moderatör)

Etkinlik dışarıdan katılıma açıktır ve dili Türkçe olacaktır.

 

IRIS’in düzenlediği Beşinci Fransa – Türkiye Buluşmaları

By Etkinlikler

Les 5es Rencontres franco–turques

Paris – 14 février 2018

9h45 : Accueil

10h10 : Mot de bienvenue – Didier Billion, directeur adjoint de l’IRIS

10h15 – 12h00

  1. Le moment actuel de la relation euro-turque

Les turbulences européo-turques sont multiples et la situation devenue préoccupante quant à l’avenir du partenariat entre les deux parties. A quelques semaines de la publication du rapport de la Commission européenne, il semble utile et nécessaire de faire le point sur l’état desdites relations et d’esquisser ce que pourrait être leur avenir. Dans ce cadre, la situation des communautés turques vivant au sein de l’Union européenne sera aussi examinée.

Intervenants envisagés :

  • Sinan ÜLGEN, président, EDAM, Istanbul
  • Ahmet INSEL, éditorialiste Cumhuriyet, Paris
  • Gül Günver TURAN, Présidente du Mouvement européen-Turquie, Istanbul

13h30 – 15h15

  1. Les développements de l’offensive idéologique du pouvoir : ordre moral, question scolaire…

La dégradation de l’Etat de droit et des libertés publiques en Turquie se double et s’appuie sur une bataille idéologique à connotation religieuse. Les autorités politiques veulent imposer leur ordre moral dans le pays et multiplient déclarations, décisions et mesures en ce sens. Il s’agira d’évaluer précisément leur ampleur et leur réalité. Une attention particulière sera portée au système scolaire dans ce processus.

Intervenants envisagés :

  • Nilüfer GÖLE, directrice d’études, EHESS, Paris
  • Elise MASSICARD, Directrice de recherche, CNRS-CERI, Paris
  • Ali BAYRAMOGLU, Journaliste, Istanbul

15h15 : Pause-café

15h30 – 17h15

  1. Où en est la question kurde en Turquie ? La question kurde constitue probablement le plus important défi posé à la société et aux autorités politiques turques. La situation s’est considérablement dégradée depuis l’été 2015 et aucune solution politique ne se profile à ce jour. Outre les enjeux intérieurs, il s’agira d’évaluer les conséquences des évolutions des situations régionales, plus précisément en Irak et en Syrie.

Intervenants envisagés :

  • Hamit BOZARSLAN, Directeur d’études, EHESS, Paris
  • Jean MARCOU, Sciences Po Grenoble
  • Yohanan BENHAIM, Co-directeur Noria Research

 

Film Yönetmeni Cole ile Film Gösterisi ve Söyleşi

By Etkinlikler

The Turkey European Union Association in cooperation with Women in Foreign Policy and under the auspices of TUSIAD  is  pleased to invite you to attend an event where Mrs Sonia Nassery Cole, a producer, a director and a writer will answer questions about  what she has accomplished both as a film  producer and director.    A short video, a short documentary film and the trailer of her movies on current plights of Afgan people forced to flee their country  will also be shown. The event will take place  on January the 23.rd at 16:00 at Tusiad : Kamer Hatun Mahallesi, Meşrutiyet Cd. No:46, 34430 Beyoğlu/İstanbul

The Bread Winner (Documentary, short) 2007

Visions Of Hope (Video Short)

Trailer of the Movie The Black Tulip (2010)

Discussion about her new  movie I am You (2018)

www.sonianasserycole.com

www.breadwinnerfilms.com

 

Estonya A.B. Konsey başkanlığını Bulgaristan’a devretti

By Haberler

6 Aylık başkanlık döneminde Estonya 377 projede çalışmış, Talinn’de  275 etkinlik düzenlemiş ve Brüksel’de 1200 çalışma grubuna başkanlık etmiş ve 31 Konsey toplantısında bulunmuştur. Bu link tıklandığında  https://www.eu2017.ee/news/press-releases/estonia-handing-presidency-over-bulgaria-happy-heart  yapılanların özeti bulunucak ve  https://youtu.be/HBrSUhAK0LA adresli you tube’daki video’ya bakıldığında ise en başarılı faaliyet alanları izlenebilecektir.

Avrupa Birliği Liderler Zirvesi Başladı (14 – 15 Aralık 2017)

By Haberler

Brüksel‘de  14- 15 Aralık‘ta gerçekleşmekte olan zirveye AB üyesi 28 ülkenin  devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla başladı
AB Konseyinde (AB Liderler Zirvesi’nde) farklı konuların ele alınacağı üç oturum yapılacak. Birinci gün düzenlenecek ilk oturumda dış ilişkiler, güvenlik, savunma, göç ve sosyal konuları ele alacak. İkinci gün Avro Zirvesi adı altında düzenlenecek ikinci oturumda ise ekonomik ve parasal birlik konuları görüşülecek. Son oturumda  ise Brexit müzakerelerine ile ilgili son gelişmeler tartışılacak. Detaylı programın İngilizcesi aşağıdadır.

Agenda highlights

EU leaders will look at a number of the most pressing issues, including defence, migration, foreign affairs, social issues, education and culture.

Defence

EU leaders are expected to welcome the launch of the permanent structured cooperation (PESCO). On 13 November, 23 member states notified their intention to join PESCO to enhance defence cooperation.

The Council will also review progress in other fields, notably on EU-NATO cooperation.

Social issues, education and culture

The European Council will adopt conclusions on social issues as well as on education and culture.

The conclusions will build on the discussions held in Gothenburg during the Leaders’ Agenda debate on culture and education and the Social Summit.

External relations

In the light of events, the European Council may address specific foreign policy issues.

Migration

Under the Leaders’ Agenda, leaders will hold a debate on the way forward on migration policy, including both the internal and external dimensions. Further information is included in the note below.

“We should consolidate our comprehensive approach and make it more sustainable with secure external borders and the prevention of mass arrivals as a corner stone. In this context, we must also find a consensus by June 2018 on the internal dimension of our migration policy, based on the concepts of responsibility and solidarity.”

Leaders’ Agenda note on migration

Brexit negotiations

The European Council (Article 50), in an EU 27 format, will review the latest developments in the negotiations following the United Kingdom’s notification of its intention to leave the EU.

Leaders will reassess the state of progress in the Brexit negotiations to determine whether sufficient progress has been achieved on three specific issues:

  • citizens’ rights
  • Ireland
  • financial obligations

Leaders are expected to adopt the draft guidelines to move to the second phase of brexit negotiations. This follows the confirmation from Michel Barnier, the EU Chief Negotiator, that sufficient progress has been made during the first phase of negotiations.

Euro Summit

The Euro Summit will discuss the economic and monetary union (EMU) and the banking union, on the basis of the note below.

“At the Summit, leaders will be asked to spell out their preferred approach to further strengthening the EMU. However, there is no doubt that the first reality check is the completion of the Banking Union, which is both possible and necessary. If there is no significant progress in this area, it will be very difficult to envisage progress on the more ambitious ideas. ”

Leaders’ Agenda note on the economic and monetary union

See: https://www.consilium.europa.eu/en/meetings/european-council/2017/12/14-15/#

Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Selim Yenel’in ev sahipliğinde İstanbul’da“Türkiye-AB İlişkilerinde Güncel Meseleler” konulu bir çalışma toplantısı gerçekleştirildi.

By Etkinlikler

İstanbul’da yerleşik Üniversitelerimize bağlı AB Araştırma ve Uygulama Merkezleri ile AB ve Türk Dış Politikası konularında çalışan düşünce kuruluşlarının değerli temsilcilerini bir araya getiren toplantıda, Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği tartışıldı.